Sanki yedim
Yazar Aynur NİLGÜN    Salı, 29 Aralık 2009 00:53    PDF Yazdır E-posta
a.nilgunZamanında İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Fatih’ te  okula giderken binaların arasında kalmış olan bir caminin önünden geçerdim.

 

Son derece mütevazı bir yapıya sahip olan bu caminin tam tarihi bilinmese de 18. yüzyılda yapıldığı zannediliyor .Varlıklı bir esnaf olmayan Keçeci Hayrettin sultanların çok minareli, görkemli camilerine, zengin paşaların parayı verip yaptırdıkları camilere heves eder ve bir cami yaptırmak istermiş.

Keçeci Hayrettin tasarrufuyla, azla yetinmeyi bilmesiyle tanınırmış. Nefsini terbiye ederken cami parasını da biriktirebileceğini düşünmüş bir gün. İnsanın nefsi her şeyi istiyor. Canı bir şey istediğinde onu sanki yemiş veya giymiş gibi yaparak parasını bir kenara atarsa cami parası bile birikebilir diye düşünmüş.


Öyle de yapmış. Mesela yemek için lokantaya girermiş ama karnını tam doyurmadan çıkarmış. Son tabağı da ‘sanki yedim’ diye parasını da bir cebinden  alıp öbür cebine atarmış. O cebe de Sanki Yedim cebi demiş.


Rivayete göre 20 yıllık nefis terbiyesinin sonucunda camiyi yaptırmış. İş adını koymaya gelince aile efradı kendi isimlerinin konmasını istemiş, her kafadan bir ses çıkmış. Keçeci Hayrettin ise senelerdir sanki yedim diyerek biriktirdiği için adını Sanki Yedim koymuş.

 

Sanki Yedim Camii de birçok bina gibi Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’ da çıkan Büyük Unkapanı Yangını’nın yok ettiklerinden biriymiş. 1959’a kadar metruk bir halde mahallenin ortasında öylece durmuş.


Hikaye burada bitmiyor. Metruk halde olan bu camiyi  Keçeci Hayrettin gibi orta direk esnafları kendi aralarında sanki yedim diyerek para toplayıp onarıyorlar.


Bu hikayeyi yazma nedenime gelince, toplamış olduğumuz paralarla  görme engelli çocukların kaldığı binanın bir bölümünün tamiratına başlanmıştır.

 

Daha önce de belirttiğim gibi binada kullanabileceğimiz ev eşyasına, giyim eşyasına ve en önemlisi de başarılı birkaç öğrencimizin eğitim bursuna ihtiyacı vardır. Aylık 50 tl. gibi yardımlarla eğitimlerine rahatlıkla devam edebilecekler.

 

Derya Bey’in yazısındaki gibi galaktik boyutta 2-3 saniyelik ömrümüzde nefsimize hakim olalım. Kin, nefret, kıskançlık gibi duygularımıza engel olup, başkalarına yardımcı olmaya çalışalım.

 

Sevgiler…

 

Aynur Nilgün